25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE GÜNÜ

TÜBAKKOM
25 KASIM ‘’ KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN ORTADAN KALDIRILMASI İÇİN ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNÜ’’
 
BASIN AÇIKLAMASI
 
 
KADINA YÖNELİK ŞİDDET BİR İNSAN HAKKI İHLALİDİR.
 
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ENGELLER, KORUR ve YAŞATIR.
 
 
Dünyanın her yerinde kadınlar ne yazık ki psikolojik, ekonomik, sosyal, siyasal, cinsel ve yaşamsal saldırıya maruz kalmaktadır. O nedenle bugün her yerde kadınlar tarafından; yaşamın her alanında karşılaştıkları sömürüye, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ev içi ve toplumsal şiddete, ayrımcılığa karşı çıkarak, dayanışma ve mücadele ruhuyla kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi için mücadele çağrısı yapmakta, ilgili kurum ve kuruluşlara görevlerini hatırlatmakta, yasaların değişmesi veya uygulanması için çağrı yapılmaktadır.
 
Yasal mevzuatımızdaki tüm değişiklik ve düzenlemelere rağmen; ülkemizde kadına yönelik şiddetin giderek artış göstermesini endişeyle gözlemlemekteyiz. Kadınlar fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel şiddete maruz kalmakta; bunun yanında en temel İnsan Haklarından YAŞAM hakları vahşice ihlal edilmektedir.
 
Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde yasal mevzuatın varlığı önemli olmasına rağmen, daha da önemli olan husus ise mevcut yasaların ve uluslararası mevzuatın tam olarak, tutarlılıkla uygulanmasıdır.
 
Maalesef ülkemizdeki yasal düzenlemeler uygulamalara yansımamakta; siyasilerin, Üniversitelerin, Diyanet İşleri Başkanlığının, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının yaptığı açıklamalarla kadınların yasalarla elde ettiği kazanımların uygulanabilirliği ortadan kaldırılmaktadır.
 
Türk Medeni Kanunu, 6284 Sayılı Yasa ve ilgili Uluslararası Sözleşmelerle güvence altına alınan Kadın Hakları kazanımlarını hukuken ortadan kaldıracak düzenlemelerin yapılacağının kamuoyu nezdinde sürekli gündemde tutulması, laik ve bilimsel eğitimden uzaklaşılması, toplumsal cinsiyet eşitliğine aykırı açıklamaların desteklenmesi, toplumsal cinsiyet eğitim derslerinin müfredatlarından çıkartılması gibi nedenlerle kadın mücadelesi olumsuz etkilenmekte ve bu durum kadının insan haklarının ihlaline yol açmaktadır.
 
​Kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması için temel öğe, mevcut toplumsal zihniyetin değiştirilmesidir. Bu bağlamda, devletin çok yönlü ve bütüncül politikalar üretmesi yanında, bu mücadelenin toplumsal düzeyde, genele yayılarak etkin ve kararlı bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Ancak pratikte devletin, zihniyet dönüşümüne yol açacak politikalar oluşturmadığı gibi tam tersi kadınların insan haklarını ve en önemlisi yaşam haklarını koruma altına alan kanunları ve uluslararası sözleşmeleri kaldırmaya yönelik talepler karşısında etkisiz kaldığını görmekteyiz.
​Bu anlamda Devletin görevi yasalarımız ve uluslararası sözleşmelerle tanınan ve korunan kadın haklarına ilişkin etkin politika oluşturmak ve yasaların eksiksiz uygulanmasını sağlamaktır. Bu nedenle, kadına karşı şiddetin önlenmesi için Devletimizin yasaların uygulanması hususunda taviz vermemesi, Türk Medeni Kanun’u, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Yasa ‘da güvence altına alınan hakların tüm kurum ve kuruluşlar tarafından eksiksiz uygulanması, Aile Hukuku ve kadına karşı şiddet alanında uzlaşma ve arabuluculuk uygulamalarının kabul edilmemesi, nafaka konusunda herhangi bir yasal değişiklik yapılmaması öncelikli talebimizdir.
 
​Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu olarak, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Mücadele Günü’nde,  her gün olduğu gibi, kadınların Cumhuriyet’le, Anayasa’mız, yasalarımız ve Uluslararası sözleşmelerle elde ettiği kazanımları ihlal edecek ve ortadan kaldıracak düzenleme ve değişikliklerin karşısında olmaya devam edeceğimizi, yasaların eksiksiz olarak uygulanması konusunda tüm kamu kurum ve kuruluşlarının uygulamalarını takip edeceğimizi, kadına karşı şiddetin ortadan kaldırılması için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.
 
 
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ
KADIN HUKUKU KOMİSYONU
...Devamını Oku

VEFAT

MESLEK BÜYÜĞÜMÜZ, MALATYA ÖNCEKİ DÖNEM BELEDİYE BAŞKANIMIZ AV.E.SEYHAN SEMERCİOĞLU VEFAT ETMİŞTİR. ALLAH RAHMET EYLESİN. MEKANI CENNET OLSUN. AİLESİNE VE CAMİAMIZA BAŞSAĞLIĞI DİLERİZ. ...Devamını Oku

DEMİR ALİ'NİN SANA İHTİYACI VAR

...Devamını Oku

İZMİR´DE YAŞANAN DEPREM SEBEBİYLE MESLEKTAŞLARIMIZIN ACİL İHTİYAÇLARIN KARŞILANMASI İÇİN İZMİR BAROSU TARAFINDAN NAKDİ YARDIM KAMPANYASI BAŞLATILMIŞTIR.

...Devamını Oku

VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI

...Devamını Oku

MALATYA BAROSU GENEL KURULU ERTELENMİŞTİR

...Devamını Oku

BAROLARDAN ORTAK AÇIKLAMA

...Devamını Oku

KINAMA

Ermenistan’ın uluslararası hukuku hiçe sayarak sivillere yönelik gerçekleştirdiği saldırıyı kınıyor ve lanetliyoruz. Saldırı sonucu hayatını kaybeden Azerbaycanlı kardeşlerimize rahmet, Azerbaycan halkına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. ...Devamını Oku

OLAĞAN GENEL KURUL DUYURUSU

BU DUYURU TEBLİGAT HÜKMÜNDEDİR. 14.09.2020 ...Devamını Oku

ZİYARET

MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ MALATYA MİLLETVEKİLİMİZ SAYIN MEHMET FENDOĞLU VE MALATYA İL BAŞKANIMIZ SAYIN MESUT SAMANLI YENİ ADLi YILIMIZI KUTLAMA VESİLESİYLE BAROMUZU ZİYARET ETMİŞLERDİR . ...Devamını Oku

BÜROLARIMIZI DEZENFEKTE EDİYORUZ

MESLEKTAŞLARIMIZIN OFİSLERİ VE BARO ODALARIMIZ DEZENFEKTE EDİLDİ. ...Devamını Oku

ZİYARET

AK PARTİ İL BAŞKANIMIZ SAYIN AV. İHSAN KOCA İLE MALATYA MİLLETVEKİLİMİZ SAYIN ÖZNUR ÇALIK BAROMUZA YENİ ADLi YIL AÇILIŞI ZİYARETİNDE BULUNMUŞLARDIR. ...Devamını Oku

ZİYARET

MALATYA VALİMİZ SAYIN AYDIN BARUŞ ADLİYEMİZİ ZİYARET EDEREK , YENİ ADLİ YILIMIZI KUTLAMIŞTIR. ...Devamını Oku

ZİYARET

MALATYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANIMIZ SAYIN SELAHATTİN GÜRKAN YENİ ADLİ YILIMIZI KUTLAMAK İÇİN BAROMUZU ZİYARET ETMİŞTİR. ...Devamını Oku

YENİ ADLİ YIL AÇILIŞI BASIN AÇIKLAMASI

Yeni adli yılın ülkemize sağlık, adalet, barış  ve mutluluk getirmesini temenni ederiz.Ülkemiz ve dünya olağanüstü bir dönemden geçmektedir.Yaşanan salgın hastalığın biran önce son bulmasını  dileriz. İçinde bulunduğumuz salgın  hastalık döneminde meslektaşlarımız ve yargı camiamız zor günlerden geçmektedir. Bu konuda savunma mesleğinin üzerinde yük olan KDV ivedi düşürülmelidir.Cmk ve Adli Yardım ücretleri ivedi olarak yükseltilmelidir. Kontrolsüz hukuk fakültesi açılmasına son verilmeli, kontenjanlar düşürülmelidir.                                      

Bağımsız ve tarafsız Yargı Hukuk Devleti ve Demokrasinin olmazsa olmazıdır.

Avukatlık Kanunu'nun 1. maddesinde yer alan “yargının kurucu unsuru olan avukat, bağımsız savunmayı temsil eder.”

Avukatlık Kanunu'nun 76. ve 95. maddeleri ile düzenlenen “Hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak” görevi barolara meslek örgütü olmasının yanı sıra, çağdaş demokratik bir hukuk devletinin tüm organlarıyla hakim kılınması için çok önemli bir görev yüklemektedir.

Barolarımız, Avukatın müvekkiline ve her türlü otoriteye karşı bağımsızlığının ve özerkliğinin koruyucusu, yurttaşların temel hak ve özgürlüklerinin, adil yargılanma hakkının, hak arama özgürlüğünün teminatı ve savunucusu, Anayasamız uyarınca da Kamu kurumu niteliğinde ve Yargının kurucu unsuru olan bir Cumhuriyet kurumudur. Geçen yıl Malatya Adliyesinin  Hukuk Mahkemeleri tüm itirazlarımıza rağmen baraka misali bir binaya taşınmıştır.Geçen yılki  taşınma ile birlikte Malatya Adliyesi üç parçalı adliyeye dönüşmüştür.Bu fiziki koşullar ve bölünmüşlük adaletin tecellisini imkansız hale getirmiştir. Yeni Adliye Sarayı arsa tahsisi ve yer teslimi gerçekleştirilmiştir.Beklentimiz kısa sürede inşaatın bitirilmesidir.Zira mevcut Adliye Binamız adaletin sağlanmasına elverişli bir yer değildir.                                                                        

Yeni adli yılda hakim ve savcı atamalarında liyakatin ve adaletin egemen olmasını diliyoruz.                                                         Yeni Adli Yılda Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan Yargı Stratejisi Reform belgesinde taahhüt edilen yenilikler bir an önce meclis gündemine getirilip yasalaşmalıdır.

"Demokratik bir hukuk devletinin en önemli özelliklerinden biri, hukukun üstünlüğü ilkesinin esas alınmasıdır. Yargı sistemi ve mensuplarının en önemli önceliği, her türlü gruplaşmadan, siyasi ve ideolojik kamplaşmadan uzak kalmak, bağımsızlık ve tarafsızlıklarını korumaktır. Hukuk ilkelerinin dışında başka önceliklerin ve mensubiyetlerin yargıya hakim olması asla kabul edilemez. Bağımsız, tarafsız, adil ve hızlı işleyen bir yargı, devletin ve bireylerin temel güvencesidir. Güvenilir ve hızlı bir şekilde tecelli eden adalet, toplumsal barış, huzur ve kardeşliğin en güçlü teminatıdır. Adalet sistemi, hukukun üstünlüğü ve tarafsızlık ilkesine bağlı olarak çalıştığı sürece, toplumda yargı kurumlarına, dolayısıyla adalete olan güven de sağlanacaktır."

"Biz, avukatlar ve barolar olarak, bağımsız ve adil yargının, hukukun üstünlüğünün, insan haklarına saygının, hakkın ve adaletin tarafındayız. Yeni adli yılda Malatya Barosu olarak en önemli görevimiz, ülkemize, demokrasimize, hukukun üstünlüğüne, yargı bağımsızlığına, adil yargılanma hakkına, hukuk devletine, insan haklarına ve savunma hakkına sonuna kadar sahip çıkmaktır."

Adaletin tesisi için fedakarca görev yapan meslektaşlarımıza, hakim ve savcılarımıza tüm yargı çalışanlarımıza görevlerinde başarı diliyorum.

                                               AV.ENVER HAN

                                       MALATYA BARO BAŞKANI ...Devamını Oku

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN

Ülkemiz topraklarının düşmanlar tarafından işgal edilmesine hiçbir şekilde müsaade etmeyen; imkansızlıklar içinde bile Milli Mücadeleye giren milletimiz, tarihe bu zaferini de altın harflerle yazdırmıştır. Başkomutan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının önderliğinde Türk Ordusu, yıkılan ulusal gururunu ayağa kaldırmış ‘İstiklal savaşında’ 26-30 Ağustos Zaferiyle noktalanan süreçte Milletimizin bağrından yeniden doğmuştur. Büyük Taarruz Savaşı, kendi bayrağı altında bağımsız bir şekilde yaşamak ve bu uğurda gösterdiği fedakarlıklar sonucunda 30 Ağustos’ta emsalleri yine Türk Milleti tarafından ortaya konan büyük bir zafere dönüşmüştür. Gururla  yıl dönümünü kutladığımız bu zafer, tarihin hiçbir döneminde esareti kabul etmeyen ve şartlar ne olursa olsun bağımsızlığından, bayrak sevgisinden, milli ve manevi değerlerinden asla vazgeçmeyen bir millet olduğumuzu ve Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmez bütünlüğünü her zaman koruyacağını tüm dünyaya göstermiştir. O gün olduğu gibi bugün de egemenliğin kayıtsız şartsız milletimize ait olduğunu, aynı gururla tüm dünyaya haykırmaya devam ediyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, bağımsızlığın ve Cumhuriyetimizin temeli olan 30 Ağustos Zafer Bayramı’ nızı birlik, beraberlik, dostluk, kardeşlik duygularıyla kutlar, Ulu Önder Atatürk’e, silah arkadaşlarına, kahraman ordumuza, ülkemiz uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunar, onların bizlere bıraktığı bu zaferi yılmadan sonsuza dek yaşatacağımızın sözünü vererek sağlık ve esenlikler dileriz. ...Devamını Oku

KINAMA

08/07/2020 tarihinde  hukuki görevlerini  yapmakta olan meslektaşımıza ve yanında bulunan  icra  memuruna yönelen mefhum saldırıyı kınıyoruz ...Devamını Oku

BASINA VE KAMUOYUNA

Bu ülke üzerinde yaşayan,hukuk devletine ve insan onuruna inanan herkese tarihi bir çağrıdır.
Yaşımıza, güneşe, yağmura ve virüse rağmen ülkemizin dört bir yanından Ankara’ya yürümemizin ve başkentimizin girişinde tarafımıza uygulanan insanlık dışı mumaeleye rağmen direnmemizin ve kararlı duruşumuzun nedeni;
Baroların yapılarının değiştirilmesi adı altında parçalanma, niteliksizleştirme ve susturulma tehdidine karşı bir tepki ama aslında bu tehdidin vatandaşın sesinin kesilmesi, temel hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılması karşısında savunmasız bırakılması anlamına gelmesinedir.
Baroların bölünmesi, parçalanması, bağımsız savunma yerine siyasete ya da başka ortaklaşmalara dayalı, sesi kısık, cübbesi düğmeli topluluklar yaratacaktır.
Cumhuriyet’ in ve elbette yargının vazgeçilmez kurumları olan barolar da “çoklu baro” kisvesi altında yıkıldığında, bu ülke üzerinde yaşayan ve adalete ihtiyaç duyan istinasız herkes artık sessiz ve kimsesiz kalacaktır.                                     Dün  sabah saatlerinde Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Cahit Özkan tarafından Avukatlık Kanunu’nda değişiklik yapılmasına dair hazırlanan tasarı nihayet kamuoyuna açıklanmıştır.
Öncelikle belirtmek isteriz ki açıklama esnasında dile getirilenler, kamuoyunu yanıltmaya yöneliktir. Bu da göstermektedir ki bu taslağı hazırlayanlar ne barolar ne avukatlar ne stajyer avukatlar ve baroların seçim sistemi hatta ne de temsilde adalet konusunda fikir sahibidirler.
Baroların Avukatlık Staj Eğitimi veremediğinin açıklanması Barolara yapılan büyük bir haksızlıktır. Bunun asli nedeni kontrolsüz biçimde çoğaltılan hocası olmayan hukuk fakülteleri, fakültelerde öğrenim görmekte olan 80 bin kişi ve her yıl mezun olan 20 bin hukuk öğrencisine neden olan sistemdir.
Şayet stajyer sayısı ve eğitim kalitesi gerçekten önemseniyor olsaydı birçok akademik meslek için uygulana gelen sınav, 4 yıl ertelenmezdi.
Bu zor koşullar altında bile binlerce stajyer avukat barındıran barolarımız, hiçbir fakültede olmayan biçimde  aktif eğitim yöntemleriyle eğitimlerini sürdürmektedirler. Üstelik bu eğitimleri başka herhangi bir kaynağa sahip olmadan meslektaşlarımızdan tahsil edilen aidatlarla gerçekleştirmektedirler.
Üstelik kamuoyunu günlerce “barolar siyaset yapıyor” söylemleriyle meşgul ettikten sonra ortaya konan çoklu baro projesi; esasında baroları siyaseten bölme, ayrıştırma amacını ortaya koymaktadır. Baroların siyasallaşması ya da daha doğru bir deyişle kutuplaşmasının asıl şimdi önü açılmaktadır.
Çoklu baro sınırı olarak 5.000 sayısının neye göre belirlendiği ve hangi ölçütlere göre 2.000 avukata ayrı baro kurma hakkı verildiği ise hiçbir biçimde ortaya konulmamaktadır.
Sayın Ak Parti Grup Başkan Vekili Cahit Özkan, 80 baro ve TBB’nin iki ayrı açıklamasına ve baro başkanlarının çoklu baroya karşı Ankara’ya yürümüş olduğunu bilmesine, hatta baro başkanları tarafından mecliste bu durum kendisine açıkça bildirilmesine rağmen, yapmış olduğu açıklamasında bu değişikliğin baroların ve hukukçuların desteğini aldığını ifade etmektedir.
80 Baro olarak biz çoklu baroyu istemiyoruz, bu düzenleme peki kimin için ve ne maksatla yapılmaktadır.Aynı ilde birden fazla başsavcılık  olamıyorsa birden fazla baronunda olması mümkün değildir.
Temsilde adalet için ortaya konan düşünceler ise gerçekçi değildir ve kabul edilemez. Bu taslak kanunlaşırsa 40 üyesi olan bir baromuz ile 4.958 üyesi olan başka bir baromuzun TBB de temsilinde 4’er delegeye sahip olacaklardır. Bu ne demokrasi ne de temsilde adalet olguları ile bağdaşır.
Ayrı bir organ olarak seçilen baro başkanının görevinin sona ermesi halinde yönetim kurulu içinden bir baro başkanının belirlenmesi hususu, seçmen iradesine saygısızlığın bir ifadesidir ve kanun genel sistematiğine uymamaktadır.
Açıklanan teklifin içerisinde yer alan bazı popülist değişiklikler ise yine teklifi hazırlayanların gerçeklerden ne kadar uzak olduklarının bir başka kanıtıdır. Genç avukatlar için ortaya konan aidat indirimi, bugün birçok baromuz için sorun olmaktan çoktan çıkmış ve çok sayıda baromuzca genel kurul kararlarıyla aidat indirimlerini çoktan gerçekleştirmişlerdir.Genel kurulumuzda belirlenen ve Baromuzca alınan aidat miktarı ülkemizde Barolar arasında alınan en düşük aidatlardan biridir.
Keşke bu öneriyi getirenler, sesimize kulan verip özellikle genç meslektaşlarımızı ilgilendiren CMK görevlendirmelerinde ücretlerin avukatlık asgari ücret seviyesine çekilmesi taleplerimizi yerine getirmiş olsalardı. Bu bile teklifte gerçeklerin nazara alınmadığını göstermektedir.Avukatların seçim değil geçim derdi vardır. 
Biz 19 Mayıs ve 1 Haziran açıklamaları ile 19-22 Haziran Ankara Yürüyüşü’nde çoklu baro uygulamalarına tümden karşı olduklarını açıklayan ve hazırlıkların sona erdirilmesini isteyen baro başkanları olarak
Siyasi iktidara bu bölme ve parçalama projesinden vazgeçmesi,
Demokratik kamuoyuna halkın sesinin kısılmasına yol açacak bu projeye karşı çıkarak, barolarına sahip çıkmaları için bir kez daha çağrıda bulunuyoruz.
Bizler Türkiye’nin Baroları olarak 03 Temmuz 2020 tarihinde saat 14.00’da Barolarımıza kayıtlı tüm meslektaşlarımızı Ankara’da yapılacak Büyük Savunma Mitingi’ne davet ediyoruz.Saygılarımızla.
...Devamını Oku

BAROLARIN ORTAK AÇIKLAMASI

...Devamını Oku

SAVUNMA DURDURULAMAZ

Ankara'dan sonra şimdi de Sakarya Barosu'na polis engeli. Hukuksuzluk her yerde, herkese karşı devam ediyor. Şu görüntüler ülkemize yakışmıyor. Anayasa ve Yasa'ya rağmen yapılan bu engellemelere karşı Sakarya Barosu yalnız değildir. Malatya  Barosu yanınızdadır. Savunma Durdurulamaz... ...Devamını Oku

SAVUNMA YÜRÜYÜŞÜ

...Devamını Oku

BASIN AÇIKLAMASI

Sayın Cumhurbaşkanı tarafından "Baroların ve bir kısım meslek örgütlerinin seçim sistemlerinde değişiklik yapılacağına" ilişkin beyanatları üzerine, bir müddetten beridir, bir kısım basın, yayın ve medya organlarınca ve bir kısım iktidar yetkililerince; Barolara üyeliğin zorunlu olmaktan çıkarılacağı, her ilde birden fazla çoklu paralel Baronun kurulmasına izin verileceği, Baro seçimlerinde nisbi temsil adı altında, her türlü kutuplaşmaya ve siyasi kamplaşmaya yönelik, sistemlerin uygulanacağına, TBB delegeliği ve seçim sisteminin değiştirileceğine, Avukatlık mesleğinin ifa ediliş şekline, staj serbestisine ve Avukatlık engellerine yönelik, yüzlerce farklı açıklama, paylaşım ve menfi haberler yapılmaktadır. 

Her şeyden önce şunun altını çizmek isteriz ki ;  Bir kısım çevrelerin , Baroları  hedef alan açıklamaları, antidemokratik ve otoriter bir bakış açısının yansımasıdır. Kendisi dışında hiçbir görüş ve anlayışa tahammülü olmayan, kendi fikirlerini anayasadan ve hukuktan üstün gören bir anlayışın demokrasiyle ve hukukla bağdaşması mümkün değildir.Bir kısım çevreler, baskı ve zor yoluyla sindiremediği ve ele geçiremediği Baroları “yasal düzenleme” yoluyla işlevsizleştirmek, bölmek, parçalamak ve kontrol etmek istemektedir. Yaşamak için milletçe evlerde kaldığımız bu süreçte; bugüne kadar yürütülen politikalarla hukuki ve ekonomik kaosa sürüklenen meslek grubumuzun, pandemi süreci ile iyice artan sorunlarına çözüm beklerken, Yargı reformu strateji belgesindeki hukuk eğitimi, fakülte sayısı, kontenjan vb. meslekî ve hukuki konuların hayata geçirilmesini beklerken ;  baroları bölme, parçalama ve sindirme projesi olan, uzun yıllardır düzenli aralıklarla olduğu gibi, yine tozlu raflardan çıkarılan ve bir tehdit olarak gündeme getirilen çalışmalar, tekraren ortaya çıkartılmıştır. Tehdit konusu olan her şey özünde bir cezalandırmadır ve baroların seçim sistemlerinin değiştirilmesi adı altında işlevsizleştirilmesi, öncelikle halkımızın ve avukatların yalnızlaştırılması, devamında ise ülke üzerinde yaşayan her bireyin açıkça cezalandırılmasıdır. 

Anayasamızda açıkça yazılı olduğu üzere ; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olduğu gibi, aynı zamanda üniter bir devlettir. Güçlü bir demokrasiye sahip olmanın ilk şartı, tüm dünyada da kabul edildiği üzere, hukuk devleti ilkesinin, bağımsız yargının ve güçlü savunmanın, tüm kurumları ile işler halde olmasından geçer. Hukuk devleti; ancak bağımsız ve tarafsız bir yargı erkinin varlığı ile, yargı ve adalette ancak bağımsız savunma, nitelikli avukat ve güçlü Barolarla hayat bulur.

Kuvvetler ayrılığına dayanması gereken anayasal bir devlet sisteminde, Yargı bir  erktir. 3 eşit erkten oluşan devlet düzeninde, yasama, yürütme ve yargı erkleri arasında, eşitler arasında 1. olan yargı erkidir. Bir devlete rengini, şeklini ve esasını veren ise, yine yargı erkidir. Yargıyı; adil, insani, hukuki ve kabul edilir yapan ise, savunmadır. Yargı erkinin savunma kurumu ise, Avukatlığın örgütlü gücü olan Barolardır. Savunma, Türk Milletinin yargıdaki temsilcisidir. Bireylerin vekaletini alıp, şahsi haklarını savunan avukatların örgütlü gücü olan Barolar, bütün evrensel, hukuki, insani ve toplumsal değerlerin ve hakların savunucusu ve koruyucusudur. Barolar ve Savunmanın tarihi, zorlu mücadelerle doludur. Savunma, Avukatlar ve Barolar tarih boyunca horlanmış, hırpalanmış, muktedirlerce ve iktidarlarca sevilmemiş, ancak her zaman kazanan kutsal savunma hakkı, adalet, barolar  ve özgürlükler olmuştur. Tüm insanlık tarihi bunun örnekleriyle doludur. Avukatlar, milletimizin, halkımızın ve insanlarımızın; yargıdaki özgür, hür ve gür sesidir. Mesleğimizin doğasında kayıtsız ve şartsız itaat ve biat değil ; tam tersine itiraz, sorgulama, düşünme ve özgürlük vardır. Barolar ve avukatlar, itiraz edip sorguladıkları, düşündükleri ve eleştirdikleri, haklara ve özgürlüklere sahip çıkıp savundukları için hedeftir. Hukuka aykırı, baskıcı ve ayrıştırıcı politikalara karşı eşitliği, özgürlüğü, adalet ve kardeşliği savunduğumuz için hedefiz. 

Adaleti adalet yapan tüm ilkelerin ortak felsefesi insan onuru ise, insan onurunun  yeryüzünün güçlülerine karşı teminatı da, Avukatlar ve Barolardır. Devletin temeli olması gereken adaletin sağlanması için inşa edilen binalar içinde, bağımsız barolar ve avukatlar olmadığı zaman, buralar yargısız infazhaneden ve engisizyondan başka bir şey olmayacaktır. Bu sebeple baroların parçalanması ve susturulması, sadece avukatların değil; çocukların, kadınların, ağaçların, çevrenin ve adalete erişimde dezavantajlı tüm grupların ve istisnası olmadan herkesin susturulmasıdır. Malatya  Barosu olarak biz de, her zaman mazlumun, güçsüzün ve çaresizin yanında olduk. İşkencenin , kötü muamelenin ve insanlığa karşı işlenen suçların tam karşısında olduk. Devletimizin güçlü olmasını, birlik ve beraberliği, evrensel, hukuki ve insanı değerlerle birlikte harmanlayarak, hep birlikte savunduk. Baroların parçalanması, hukuk devletinin yok edilmesi ve ülkemizde insan onurunun güvencesi olan tüm kalelerin ve inancın yıkılması demektir. 

Barolarda yapılması düşünülen çoklu baro, nisbi temsil ve diğer değişiklikler ; Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti olmadığının, Türkiye’de insan haklarının, savunma hakkının ve adil yargılama yapılan bir ülke olmadığının, resmi olarak ilanı olacağından, Türkiye’yi dikta ile yönetilen, geri kalmış bir 3. dünya ülkesi algısına sokacağından, ülkemizi uluslar arası hükümler, sözleşmeler ve korumanın dışında bırakacak ve Türkiye'yi müdahale edilebilir bir ülke statüsüne sokacağından, bunların yapılması halinde, Türkiye karşıtı tüm terör örgütleri ve yabancı devletler tarafından bu durumlar kullanılacak, bundan devletimiz, milletimiz ve insanlarımız büyük zararlar görecektir. Özellikle belirtmek isteriz ki, bütün bu hususlar tamamen bir FETÖ ve karanlık istihbarat örgütlerinin küresel projesi olup; isteyenler, geçmişte zaman zaman ortaya çıkarılan taslak, tasarı adı altındaki metinlere, 2013 tarihli sözde HSYK evrak ve çalışmalarına, 2009 tarihli DDK raporuna, 2004, 2007, 2009, 2011, 2013 ve en son 2018 Şubat ayında yaşananlara, bunların arka planına, bunları hazırlayan ve savunan kişi ve kurumlara bakabilirler. Bugün yaşadığımız sürecin tek farkı, geçmişte tüm bu değişiklik düşünceleri "TBB ve Barolar" olarak gündeme getirilirken, bu defa sadece "Barolar" olarak gündeme getirilmiş olmasıdır. 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, eyalet, federasyon, konfederasyon gibi sistemlerle  yönetilen bir devlet değildir. Üniter bir ulus devlettir. Tek devlet, tek millet ve tek bayrak diyenlerin paralel çoklu baro söylemi, tam bir tezat, ve çelişkidir. Çoklu baro, çoklu hukuku ve çoklu yargıyı, bunlar da devletin ve milletin sonunu getirir. Çoklu baronun yargıya, adalete ve ülkemize vereceği zararların haddi ve hesabı yoktur. Ülkemizde, Barolar kadar demokratik usullere uygun, adil ve tam temsil sisteminin uygulandığı, ikinci bir seçim sistemi daha yoktur. Zira asıl olan kişiler ve tercihleridir. Baro seçimlerinde, en çok oyu alanlar kurullara seçilir. İstediğiniz kişiye, hiçbir grup, liste ve blok sınırlaması olmaksızın oy verebilirsiniz. İstediğiniz her şekilde oy kullanabilirsiniz. Aslolan avukatların tercihleri ve şahıslara verilen oylardır. Kanuni düzenleme ve oy sayımı bu şekildedir. Nisbi temsil, barolarda ve yargıda, kutuplaşma, kamplaşma, kavga, siyaset ve her türlü bölünmeyi kanuni olarak getirecek ve tamamen aynı menfi sonuçları doğuracaktır. Delege sistemi, yaratılmak istenen algının tam tersine, üye sayısı fazla olan baroların aleyhine, üye sayısı az olan baroların ise lehinedir. Bu durum basit matematik ile dahi sabittir. Şirketleşme, şube açma, staj serbestisi ve avukatlık meslek engellerinin kaldırılması gibi tüm hususlar, mesleği yozlaştıracak, savunmayı siyasallaştıracak, yargıyı tamamen ticari, rantsal ve yolsuz bir hale getirecektir.

Unutulmamalıdır ki, Barolar Cumhuriyetimizin ve Devletimizin en köklü kamu ve yargı kurumlarındandır. Bu sebeple Baroların demokratik yapısını bozacak, Baroları işlevsiz ve atıl kılacak, bağımsız ve özgür savunmaya ket vuracak tüm girişimlerin, Cumhuriyetin ve devletin kuruluş felsefesine aykırılık teşkil edeceği de aşikardır. Bugün, esas görevi yurttaşlarımızın temel hak ve özgürlüklerini korumak, bağımsız yargıyı ve hukuk devletini savunmak olan Baroları yok etmeye yönelik girişimde bulunanlar, bugüne kadar başarılı olamamıştır. Avukatlar, yurttaşlarımız ve kamuoyu bu gelişmeleri yakından izlemektedir. Bu tür girişimler ile, gizli açık arkasında ve yanında bulunan herkesi ; avukatlar, barolar, yurttaşlarımız ve kamuoyu unutmayacak olup, bunlar tarih ve vicdanlar önünde affedilmeyecek ve sorumlu olacaklardır. Ne yaparlarsa yapsınlar, savunduğumuz insani, vicdani ve hukuki değerlerden, asla ve asla geri adım atmayacağız, her zaman ve her yerde yılmadan savunacağız. Çünkü biz AVUKATIZ, çünkü biz BAROYUZ.

Barolar olarak, bütün bu sürecin başlangıcından bu yana, ortak bir tavrı sürdürme kararlılığı ile, iyiniyetle ve çoğunlukla hareket ederek, bildiriler yayınlayarak ve teklifin geri çekilmesine yönelik görüşmeler dahil, tüm süreçleri titizlikle uygulayarak ; parçalamayı, susturmayı, ele geçirmeyi ve etkisiz hale getirmeyi  hedefleyen bu kadim fetö projesinden vazgeçilmesine ilişkin taleplerimizi, tüm muhataplar nezdinde ısrarla yineledik ve yinelemeye ısrarla devam edeceğiz. Geldiğimiz nokta itibariyle; tüm bu iyiniyetli ve hukuki görüşmelerin sonuçsuz kaldığının ve suskunluğumuzun sözümüz olmadığı şeklinde algılandığının farkındayız. 19 Mayıs ve 1 Haziran bildirilerimizde ortaya koyduğumuz kararlılık içerisinde, meslektaşlarımıza ve halkımıza verdiğimiz sözün arkasında durarak, demokratik hak kullanımı çerçevesinde, hukuki eylemlilik sürecini başlatıyoruz. Bu süreçte bir kez daha, tüm yetkilileri sağduyuya, anayasaya, evrensel ve milli hukuki değerlere ve aklı selime tekraren davet ediyoruz. Baroların ve Avukatların en çatı örgütlü gücü olması gereken, Baroların Birliği olması gereken TBB Başkanlığını da, aynı 2018 Şubat sürecinde olduğu gibi, tam bir kararlılık, söz, inanç, samimiyet ve eylem birliği içerisinde, kanuni ve fiili görevlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmeye davet ediyor ; Baroların, Avukatların, Savunmanın, Halkın ve Hakkın yanında ve önünde olmasını talep ediyoruz.

Biz Avukatlar ve Barolar, en zorlu koşullarda bile milletimize ve halkımıza ses  olmak için bu haklı mücadeleyi sürdürmeye, hukuktan, adalet ve özgürlükten başka kimsesi olmayan herkes adına, hiç yılmadan umudu savunmaya ve hiç yılmadan “bir” olmaya devam etmeye söz veriyoruz. Bu yolda ve uğurda, tam bir inanç ve azimle kararlıyız. Bütün bu nedenlerle, bu projenin bir kere daha gündeme getirilmemek üzere, tamamen geri çekilmesini; ülkemizde özgürlükler, eşitlik, adalet, hoşgörü ve hukuk devleti ilkesinin yerleşmesini talep ve temenni ediyoruz.

Tüm yurttaşlarımıza ve kamuoyuna saygılarımızla bildiririz.                           

                                                             

Av. Enver HAN                       

Malatya Baro Başkanı

...Devamını Oku

Alternate Text